Almanya’dan 9 Kasım 2025’te İstanbul’a gelerek 13 Kasım 2025’de zehirlenme’ şüphesiyle hastanede tedavi altına alınan, ardından hayatını kaybeden Kadir Muhammet Böcek (6), Masal Böcek (3), anne Çiğdem Böcek ile baba Servet Böcek’in ölümüne ilişkin 4’ü tutuklu 6 sanığın yargılandığı davanın ikinci duruşması İstanbul 30. Ağır Ceza görüldü. Duruşmada tutuklu sanıklar tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları hazır bulundu.
‘SİZ TOPRAK ÖPMEK NEDİR BİLİR MİSİNİZ?’
Çiğdem Böcek’in annesi Aysu Çelik, “Çocuğum için adalet sağlamanızı istiyorum. Benim çocuklarımın ne suçu vardı? Zehirlediniz. Vicdanınız nasıl rahat sizin? Benim damadım çok iyi bir adamdı. Söyleseydiniz başka otele giderdi. Benim kızım sağ olsaydı İzmir’e gelecekti. Gereken cezayı almalarını istiyorum. Onlar geri gelmeyecek. Bu acıyı hiçbir şey dindiremeyecek. Nasıl kıydınız? Değdi mi? Bize ‘Burayı ilaçladık’ deyip geri gönderebilirdiniz. Benim damadım sizden para da talep etmezdi. Benim kızımın doğum günü için buraya gelmişlerdi. Üç cenaze çıkardım. Biz yandık. Bizimkisinin telafisi yok. Başkası yanmasın. Bir annenin gözyaşını dindirin. Bunları serbest bırakmayın. Çocuğuma, ‘İlaçlama yaptık’ diyebilirdiniz. Siz toprak öpmek nasıldır biliyor musunuz? Adaletinize sığınıyorum. Bir annenin içindeki acıyı bilemezsiniz” dedi.
‘TEK DİLEĞİMİZ EN YÜKSEK CEZAYI ALMALARI’
Servet Böcek’in babası Yılmaz Böcek, “Bu karşınızda oturan zanlılar dört kişiyi öldürdü. Bu insanlar 10 sene ceza da alsa acımızı dindirmeyecek. Tek dileğimiz en yüksek cezayı almaları. İçeride yattıkları her gün bizim çektiğimiz acıyı çeksinler. Dilerim daha beter olsunlar” dedi.
Tutuksuz sanık Rustemsha Batyrov, “Geçen duruşmada söylediğim şeylerin aynısını tekrar ediyorum. Beraatimi talep ediyorum. Vefat eden ailenin yakınlarına da başsağlığı diliyorum” ifadelerini kullandı. Tutuksuz sanık resepsiyon görevlisi Muhammed Moeen Ud Din Chishti, “Vefat eden ailenin mekanı cennet olsun. Yakınlarına başsağlığı diliyorum. Beraatimi istiyorum” dedi.
‘AİLENİN İLAÇLAMADAN VEFAT ETTİĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM’
Tutuklu sanık otel sahibi Hakan Oğlak, “Hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diliyorum. Çok üzgünüm. Savcılıkta ve geçen duruşmada da söylediğim gibi, keşke benim canıma gelseydi de onlara gelmeseydi. Çok üzgünüm. Yaşadığım sağlık problemleri nedeniyle otele çok sık gidip gelemiyordum. İlaçlama benim bilgim ve onayım dahilinde yapıldı. Halil Duran’a sordum, ‘Ne yapmamız gerekir?’ diye. Bana ilaçlamadan sonra birkaç gün otele girilmemesi gerektiğini söyledi. Ben de iki gün bekledim ve oteli havalandırdım. Olayda hangi ilacın kullanıldığını bilmiyorum. Biz, DSS İlaçlama’nın söylediği tüm tedbirleri yerine getirdik. 101 numaralı odada yapılan ilaçlamanın 202 numaralı odayı etkilemesi mümkün değildir. Ben ailenin ilaçlamadan dolayı vefat ettiğini düşünmüyorum. Otelde kalan başka kimseye de bir şey olmadı. Kendini sertifikalı olarak gösteren DSS İlaçlama firmasının sertifikası olmadığından haberim yoktu. Nereden bilebilirdim? Bacağımdaki yaralar çok ciddi. Cezaevinde tedavi olamıyorum. Tedavi olamazsam, aksi takdirde bacağımı kesmek zorunda kalacaklar” dedi.
‘OLAY YERİ İNCELEME EKİPLERİ GAZ KOKUSU ALDIĞINI SÖYLEMİYOR’
Tutuklu sanık Serkan Kışı, “Aileye başsağlığı diliyorum. İlaçlamadan olmadığını düşünüyoruz. Adli Tıp raporları aleyhimize gözüküyor. Bilirkişi raporları ve Adli Tıp Kurumu raporlarında çelişkiler var. Servet Bey’in ifadeleri var. Midyecinin eşkalini tarif ediyor ama bu olay hiç değerlendirilmiyor. Ama o gün midye yiyen kimse zehirlenmemiş. Olay varsayımlarla değerlendiriliyor, o yüzden ben de varsayımlarla devam edeyim. Mesela midyeci midyeleri satamamış ve ertesi güne kalmış, belki de o yüzden zehirlendi. Gıda zehirlenmesinden oluşan bir bakteri dördünün de bedeninde var. Adli Tıp raporu, kendini olay yeri inceleme raporlarına dayandırıyor. Alüminyum fosfit çok ciddi gaz kokusu yayan bir madde ancak Servet Bey hiçbir gaz kokusu aldığını söylemiyor. Aksine midyeden zehirlendiğini söylüyor. Hatta olay yeri inceleme ekipleri de gaz kokusu aldığını söylemiyor. Olay yeri inceleme ekipleri yarım saat sonra odaya gidiyor; pencerenin kapalı, perdelerin çekili olduğu odada herhangi bir koku tespit edilmediği rapor ediliyor. İlaçlamaya bağlı bir koku da alınamadığı belirtiliyor. AFAD’ın gaz ölçümünde de herhangi bir bulguya rastlanmıyor. Dört kişinin öldüğü bir ilaçtan bahsediyoruz. Ankara’da yıllar önce 4 yaşında bir çocuk bu gazdan vefat etti. Dört gün boyunca gaz kokusunu binadan tahliye etmeye çalıştılar. Otel işletmesinin ilaçlamaya karşı gerekli önlemleri alması gerekirdi. DSS İlaç Firması hakkında Şikayetvar’da yalnızca bir şikayet bulunuyor; o da ‘İlaç ismini sordum, söylemediler’ şeklindedir. Savunmamı yaparken aynı zamanda babamın da savunmasını yapmak istiyorum. 2022 yılında yapılan ilaçlama, 1000 metrekarelik bir Kur’an kursunda gerçekleştirilmiştir. Böcek ailesinin kaldığı oda ise 20 metrekaredir. Ben ise olay günü uzaktaydım. Bu nedenle bilinçli taksirle yargılanamam. Böcek ailesi, otel sahibi tarafından aynı odada kalmaya devam ettirilmiştir. Resepsiyon görevlisi kapıyı kilitleyip ayrılmıştır. 2-3 saat boyunca otelin kapısının kilitli kalması kabul edilemez. Bu nedenle beraatimi talep ediyorum.” dedi.
AVUKATTAN KARAN BEBEK SORUSU
Avukat, Serkan Kışı’ya, “Karan bebek öldükten sonra neden devam ettiniz?” sorusunu yöneltti. Kışı ise cevaben, “Karan bebeğin ilaçlamadan öldüğünü bilmiyorduk.” dedi.
Tutuklu sanık DSS ilaçlama firması sahibi Zeki Kışı ise, “Beraatimi talep ediyorum” dedi.
18 YIL HAPİS CEZASI
Mahkeme heyeti kararını açıkladı. Kararda, Moeen Ud In Chıshtı ile Rustemshea Batyrov’un beraatine hükmedildi. Otel sahibi Hakan Oğlak’ın suçun unsurlarının sabit olduğu gerekçesiyle ‘bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma’ suçundan 13 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmasına karar verildi. İlaçlama firması sahibi Zeki Kışı ile Serkan Kışı’nın 18’er yıl, Doğan Caferoğlu’nun ise 12 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına mahkum edilmesine hükmedildi. Mahkeme ayrıca Halil Duran hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. (DHA)