TBMM Başkanlığına sunulan teklifin gerekçesinde devletin temel amaç ve görevleri hatırlatılarak, kamu düzeninin korunmasının yanı sıra toplumsal barışın güçlendirilmesinin de devletin asli görevlerinden biri olduğu belirtildi.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girildiği bu dönemde Türkiye’nin, güvenlik, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerini birbirini tamamlayan unsurlar olarak değerlendiren yeni bir perspektifle geleceğe yürüdüğü ifade edilen gerekçede, şunlar kaydedildi:
“Nitekim bu yüzyıl, yalnızca yeni bir zaman dilimini değil, aynı zamanda devletin demokratik hukuk devleti niteliğini daha da güçlendirecek, milli birlik ve beraberliği tahkim edecek, toplumsal huzuru kalıcı hale getirecek ve milletimizin ortak geleceğini güvence altına alacak bir vizyonu ifade etmektedir. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, milli egemenlik ilkesi ve ortak vatandaşlık bilinci etrafında şekillenen bu vizyon, yalnızca kamu düzeninin korunmasını değil, aynı zamanda toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini ve ortak geleceğin daha sağlam temeller üzerinde inşa edilmesini de gerekli kılmaktadır.”
Terörün tamamen sona erdiği bir Türkiye’nin, güvenlik, demokrasi, ekonomik kalkınma ve hukuk devleti bakımından daha güçlü bir geleceği vaat ettiği vurgulanan gerekçede, “Güvenlik için ayrılan kaynakların eğitime, bilime, teknolojiye, üretime, altyapıya ve sosyal kalkınmaya yönlendirilebilmesi, ülkenin her köşesinde huzur ortamının güçlenmesine ve gelecek nesillerin şiddetin etkisinden uzak, güven içerisinde yaşayabilmelerine önemli katkı sağlayacaktır.” değerlendirmesinde bulunuldu.
Uzun yıllara yayılan mücadele sürecinde yalnızca güvenlik tedbirleriyle yetinilmediği, ekonomik, sosyal ve demokratik nitelikte çok yönlü politikaların hayata geçirildiği aktarılan gerekçede, bu sorunun, sadece güvenlik temelli değerlendirilmediği, tüm boyutlarıyla ele alınarak bütüncül bir yaklaşım sergilendiği kaydedildi.
Özellikle 2002’den itibaren temel hak ve hürriyetlerin güçlendirilmesi, devlet ile millet arasındaki bağın kuvvetlendirilmesi ve demokratik standartların yükseltilmesi amacıyla kapsamlı reformlar gerçekleştirildiği anımsatılan gerekçede, TBMM tarafından kabul edilen ve milletin onayladığı anayasa değişiklikleri ve diğer kanuni düzenlemeler sayesinde hukuk devleti ve demokratikleşme alanında önemli ilerlemeler sağlandığı anlatıldı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, hukuk devleti ilkesi, demokratik siyasal düzen ve kamu güvenliği esas alınarak toplumsal huzurun kalıcı biçimde tesisinin amaçlandığı bildirilen gerekçede, silahlı yapılanmaların ortadan kaldırılması ve demokratik siyaset alanının güçlendirilmesi suretiyle toplumsal bütünleşmenin sağlanması ve milletin ortak değerlerinin korunmasının bu yaklaşımın özü olduğu belirtildi.
Haberler
Yayınlanma: 05 Ağustos 2026 - 21:09
Çerçeve Kanun Teklifi'nin gerekçesi açıklandı
“Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin gerekçesinde, “Teklif, mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu sona erdiren bir düzenleme niteliğinde değildir.” ifadesine yer verildi.
Haberler
05 Ağustos 2026 - 21:09